erzincan belgeliği

kır koşusu

ana sayfa   +   erzincan belgeliği 1888-1988  +   resimlere yakalanmış tarih     erzincan tarihçesi 

 
Sonraki / Next>>>                            <<< Geri / Go Back

Gençlik Kulübü tarafından yapılan "Çukur Ova Kır Koşusu"
Nihat Gönenç, Nedim Muratoğlu, A. Turan Öztopçu, Cemil Tokyürek arkadaşları ve atletler.

fotoğrafın  çekim tarihi 16 Şubat 1947

 

MERHUM ERZİNCAN BELEDİYE BAŞKANI Av. NEDİM MURADOĞLU’NU ANARKEN

A.Hikmet KÖKSAL
hikmetkoksal@gmail.com

Her seçim yeni bir fırsattır. Şehirler ve seçmenler için hacamat (kan değişimi) gibidir. Hizmet makamlarında yeni yüzlerin bulunması yeni fikirlerin hayata geçmesi, başarılı hizmetlerin ifade edilmesi için şehirlere fırsat verir. Tabi başkanlığa aday olanların kentleri, beldeleri için ürettikleri projelerin arkada kalan başkanların bıraktıkları eserleri ileride mukayese imkânı verir.

Buda seçmene oy vereceği adayın çapını tespitte önemli ipuçları verir.

“Erzincan Belgeliği” sitesinde 16 Şubat 1947 tarihli bir fotoğraf var.
O yılların önemli spor kulüplerinden biri olan Gençlik Spor Kulübü tarafından tertiplenen “Çukurova kır koşusu”nda çekilmiş. Merhum belediye başkanlarımızdan Av. Nedim Muradoğlu, Nihat İnan, A.Turan Öztopçu ile diğer arkadaşları ve atletler ile birlikte tarihe iz bırakmış bir görüntü.

Gençler hatırlamazlar, bugün hala Kızılay Mahallesi kahvelerinin bulunduğu bir sıra ahşap dükkânın batı cephesinde Gençlik Spor Kulübü bulunurdu. Renkleri Sarı-Kırmızı olan bu kulüp 1969 yılında yine önemli bir spor kulübümüz olan 13 Şubat Spor kulübü ile birleşip onunda Siyah-Beyaz olan forma renkleri ile birleştirip Kırmızı-Siyah forma renkli ERZİNCANSPOR’ kurulmuştu.

Bugünlerde, basında yer alan haberler göre bugün kendi tesislerinde ödeyemediği elektrik borcu yüzünden sporcuların mum yakıp oturduğu Erzincan Spor 1969 yılının şartlarında Belediye Başkanı Nedim Muradoğlu ve sporseverler tarafından kurulmuş, uzun yıllar ikinci ve üçüncü ligde mücadele vermiş hatta 1997-1998 sezonunda 1.lige terfi maçında Sakaryaspor ile yarı final oynamış uzatma dakikalarında kaybederek 1.ligin kapısından dönmüştü.

Eğer fırsatım olsaydı bugün şehrin yönetimine talip olan bütün adaylara şunu sorardım.

Sizde, yirmi yıl sonra milletin baktıkça sizi hatırlayacağı HANGİ PROJENİZ VAR?

Yirmi yıl insan hayatında uzun bir süre ama şehir hayatında çok kısadır hele zamanımızda bugün gelen başkanın dün gidenin yaptığını yıktığı bir proje kısırlığı zamanında daha da önemlidir. Birde bunu yarım asır olarak düşünün.

Nedim MURADOĞLU eserleri ile hatırlanan böyle bir başkandı.
Dayatmalara karşı kendi meclisi ile kavgaya girecek kadar yürekli, meclisi tarafından başkanlıktan düşürüldükten sonra tekrar aday olup hizmete devam edecek kadar bilge bir başkan.

Bugün hizmet aldığımız Ekşi Su Mesire alanı, maden suyu işletme tesisinin ilk fabrikası, geçen yıl yerine ancak yenisini kurabildiğimiz şehirlerarası otogar, Sanayi Sitesi ve Keresteciler Sitesi, Buğday Meydanı, kese kese bitirilemeyen Belediye Kavaklığı, Belediye yer altı çarşısı Nedim Muradoğlu’n un 1963 yılında göreve geldiği kesintisi ile 1977 yılına kadar yürüttüğü başkanlık döneminde benim hatırlayabildiğim hizmetleri.

Görev yaptığı yıllar Erzincan’ın aşağı çarşı enkazında yaşamaya devam etmekte ısrar ettiği göç için direndiği kafalarda hala bağdadi ahşap yapıların çakılı kaldığı yıllardır. Bir şehrin paradigmasını değiştirmek kolay iş değildir ancak liderlere mahsusu bir yetenektir. Esnafı yukarı sanayi dükkânlarına taşımak için Semercilik yapan babamın, çadırcı, berber, bakırcı her neyse nasıl direndiğini sonrada nasıl keyifle taşındıklarını hatırlıyorum.

Merkezi idare payları, iller bankasından belediyelere akan paralar bugünkü değildi.

Teknik elaman ve bilgili çalışan o yılların kıtlığı içindeydi. Bu eserler varlık içinde değil cep telefonu ve fotokopi makinesinin olmadığı yıllarda yapmak her babayiğidin harcı değildir.

Onun için tekrar soralım,

Kendisi ile 1977 yılında çalışma fırsatı bulduğum MURADOĞLU’nun, Ankara’dan Erzincan’a her dönüşünde Sakaltutan’da arabadan inip “Anam Babam Erzincan” diye gözyaşı döktüğünü bilirim.

Daha öncede yayımladığım kendi şiirini hatırasına hürmeten tekrar okuyalım;

Bir türkü tutturarak geçtim Yalnız bağından
Buz gibi sular içtim Karataş kaynağından
Dağlar benim ardımda ben dağların peşinde
Günlerce gezip tozdum yaylanın güneşinde
Yoruldum bir söğüdün altında serinledim
Dalından kaval yaptım ben çaldım ben dinledim
Gittikçe kararıyor uzaktan karayazı
Bir aşığa rastladım elinde kırık sazı
İndik sırttan aşağı, geldik Keklikbeli’ne
Ağam hele vur dedim şu sazının teline
Düğümlendi gönlümde söylenen birkaç mani
Sazımda dile geldi aşık Kerem, Sümmani
Başı pare pare dumanlı dağlar
Duman eğlenir mi, kar olmayınca
Bana derler gel gönül eğle
Gönül eğlenir mi yar olmayınca
Nerde çocukluğumu geçirdiğim bahçeler
Ey çeşmem kuru çeşmem bana ondan haber ver
Ey dağların bağrında büyüttüğü Erzincan
En tatlı uykumda sen gittin çırpınamadan
Nereye gidiyorum şaşırdım solu sağı
Okşayınca alnımı Karasu’nun sazağı
Gecenin sessizliği içinde sükûn buldum
Horozların sesiyle köy yoluna koyuldum
Girdim yeşil bağlara her taraf gül içinde
Bir solmuş gül kopardım, kaldım bülbül içinde
Yine başladı yaram sızlayıp kanamaya
Dökülürken dudaktan unutulmaz bir Maya
Erzincan etrafın gül inen diken
Bende sevdim seni gonca gül iken
Sineyi sineye dolamış iken
Felek beni nazlı yardan ayırdı
Bir yanda Munzur Dağı keşiş ile yarışmış
Çimen dağı Spikörle kucaklaşıp karışmış
Bu dağların bağrında Erzincan hep can bulmuş
Munzur’dan bir su inmiş buz gibi Mercan olmuş
BEN ÇOK ŞEYLER DİYECEĞİM DİYEMİYEM MERAKTAN
ANAM BABAM ERZİNCAN, SEN NE HOŞSAN IRAKTAN…

Kaynak:
http://dusunhaber.com/adaylar-ve-baskanlar-ile-merhum-av-nedim-muradoglu-ornegi.html